MİT Başkanı İbrahim Kalın’a İsrail’den övgü: Gazze görüşmelerine Netanyahu’nun katılmasını bile istedi

15/10/2025

Evet, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Gazze görüşmelerinde kilit rol oynadığını belirten Ynet’in (Yedioth Ahronoth gazetesinin İnternet versiyonu), bu konudaki yorumu aynen şöyle

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce, istihbarat ve diplomatik çevrelerin dikkatini çeken bir açıklama yapmıştı.

Erdoğan’ın, en yakın danışmanı İbrahim Kalın’ın halefi olabileceğini açıklaması İsrail’de pek kimseyi şaşırtmamıştı.

Aralarındaki ilişki, Erdoğan’ın akademi dünyasından “ciddi” isimleri yakın çevresine katmak için aradığı yıllara dayanıyor. Erdoğan, “Sessiz akademisyen Dr. Kalın” için övgü dolu tavsiyeler aldı ve kısa süre sonra onu cumhurbaşkanlığı danışmanlığına getirdi. Kalın, dokuz yıl boyunca Erdoğan’ın sözcüsü olarak görev yaptı, ancak onu tanıyan üst düzey İsrailli yetkililer, Kalın’ın bundan çok daha fazlası olduğunu söylüyor. Erdoğan ona tamamen güveniyor; “cumhurbaşkanının gölgesi” olduğu söyleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesi ve Şarm el-Şeyh’teki rehine anlaşması müzakerelerini yürüten ekibe Türkiye’yi de eklediğinde, Ankara ilk kez Mısır, Katar ve ABD’den arabulucularla eşit düzeyde bir araya gelmiş oldu. Türkiye’yi temsilen, iki yıldır Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı olarak görev yapan Kalın vardı.

Kalın, Mossad Başkanı David Barnea, eski Şin Bet Başkanı Ronen Bar ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi’yi yakından tanıyor. Ayrıca, İsrail’in eski Türkiye Büyükelçisi Irit Lillian ile de iletişim halindeydi ve onu daha geniş kapsamlı diplomatik forumlarda görüşmek üzere davet etti. Bir İsrailli yetkili, “İsrail tarafının değerlendirmelerini gerçekten dinledi” dedi.

İsrail’e sık sık saldıran Erdoğan’ın aksine, Kalın duruma çok daha incelikli bakıyor. Cumhurbaşkanının, İsrail’in “Gazze halkına büyük acılar yaşattığı” yönündeki eleştirilerini kamuoyunda yineledi, ancak kaynaklara göre özelde Hamas tarafından rehin tutulan İsraillilerin durumu onu gerçekten duygulandırıyor.

Kalın, İsrail’i bir devlet olarak tanıyor ve istihbarat şefi olarak İsrailli mevkidaşlarıyla sessizce profesyonel bağlarını sürdürüyor. Bunun küçük bir örneği, geçen hafta Şarm el-Şeyh’te, İsrail Savunma Kuvvetleri Rehine ve Kayıp Şahıslar Müdürlüğü başkanı Tümgeneral (emekli) Nitzan Alon’un Kalin’e yaklaşıp onu doğal bir şekilde kucaklamasıydı.

Üst düzey bir istihbarat kaynağı, “İsrail karşıtı değil,” dedi. “Zeki, ilkeli, entelektüel ve sıra dışı hobileri olan bir adam.”

İsrail açısından bakıldığında, Kalın’ın en büyük avantajı Katar’daki Hamas liderleri ve Gazze’deki bazı isimlerle doğrudan temas halinde olması. Bu bağlantılar, İsrailli rehineleri elinde bulunduranlara ulaşmasını sağladı. Trump’ın Türkiye’yi görüşmelere dahil etme kararından önce böyle bir doğrudan iletişim yoktu.

İsrailli yetkililer, Ankara’nın son günlerde Hamas liderlerine önemli bir baskı uyguladığını sessizce kabul ediyorlar. Erdoğan, son görüşmelerinden birinde Kalın’a, “Anlaşma sağlanana kadar Şarm’dan ayrılma” çağrısında bulundu. Kalın daha sonra patronuna, “Beyaz duman yükselene kadar kalacağız” dedi.

Katar’da İsrail saldırısından kurtulduktan sonra bir videoda görünen Hamas yetkilisi Halil el-Hayya, açıkça, “Kalın’dan savaşın tamamen bittiğine dair güvence aldım” dedi.

Ancak Kalın’a yakın kaynaklar, İsrail’in anlaşmaları ihlal ederek “akla sığmayan bahaneler” öne sürmesi nedeniyle “kötü bir üne” sahip olduğu konusunda uyarıyor. Diplomatik kaynaklara göre, Kalın liderliğindeki Türk heyeti, rehinelerin serbest bırakılmasıyla aynı zamana denk gelen Şarm el-Şeyh’te yapılacak “Barış Zirvesi”ne Başbakan Binyamin Netanyahu’nun davet edilmesi için bile baskı yaptı.

Neden? “Çünkü resmi belgeler imzalanırken İsrail’in orada olması gerekiyor,” dedi bir kaynak. “Mazeret yok – Netanyahu’nun kaçmasına izin verilmemeli.”

Bizden aktarması…

Yorumlayın

Your email address will not be published.