Sakıt Halife Abdülmecid, halifelik ünvanını para karşılığı mı sattı yoksa devir mi etti?

18/12/2025

Türkiye’de bir kesim Hilafet makamının Meclis’te mündemiç (içinde saklı) olduğunu savunur.

Bir kesim ise 3 Mart 1924 yılındaki 431 sayılı yasa ile hilafet bir daha geri gelmemek üzere kaldırıldığı görüşündedir.

O 431 sayılı yasa ile aynı zamanda Osmanlı hanedanının Türkiye dışına çıkarılmasına da karar verilmişti.

Nitekim, yasanın kabulünün hemen ardından Halife Abdülmecid Efendiye ülkeyi terketmesi bildirildi. Öfkeye kapılan Abdülmecid Efendi direnecek gibi oldu, ancek zorla da olsa götürüleceği söylendi.

Abdülmecid efendiye gerekirse zorla götürüleceği söyleniyor

Saray sarılmış ve telefon hatları kesilmiş olduğundan Abdülmecid boyun eğmek zorunda kaldı. Kutsal emanetleri yanında götürmek isteyen Abdülmecid Efendi’ye bunların halifenin kişisel eşyası olmayıp Türk ulusuna geçmiş olduğu da sert bir dille söylendi.

İsviçre’ye gönderilmesine karar verilen Abdülmecid Efendi hemen ertesi günü 4 Mart 1924 sabahı oğlu Ömer Faruk, kızı Dürrüşehvar, kadınefendiler, mabeyncisi Hüseyin Nakıp Turan Bey, doktoru Selahattin Bey, özel katibi Keramet Nigar’la birlikte yolculuk hazırlıklarına başlamışlardı. Abdülmecid ve ailesi Çatalca tren istasyonunda uzun süre bekledikten sonra Simplon ekspresiyle yola çıkarken, hanedan üyesi ve hizmetlilerden oluşan 234 kişi de yurt dışına gönderilmişti. 

Abdülmecid Efendi, bir süre İsviçre’de kaldıktan sonra sonra Fransa’ya gitti ve Nice şehrine yerleşti.

Bu sırada uluslararası alanda İslam dünyasının yeni halifesinin kim olacağı yoğun olarak tartışılıyordu. Abdülmecid Efendi, ‘Halifelik’ ünvanından vazgeçmemişti ve bu tartışma ortamından yararlanmak istedi.

Abdülmecid Efendi’ye bu sırada parasal sıkıntılarını giderecek bir yardım eli uzandı. Yardım elini uzatan o dönemin dünyanın en zengin kişisi olarak bilinen Hindistan Haydarabad Nizamı Osman Ali Han’dı.

Abdülmecid Efendi, Osman Ali Han’ın nakdi yardımıyla Nice’te deniz kenarında bir villaya yerleşmiş ve buradan Halifelik planlarını yönetmeye başlamıştı.

Abdülmecid Efendi ve kızı Dürrüşehvar Sultan Nice’te.

Abdülmecid burada, halifeliği yeniden canlandırmayı amaçlayan bir kampanya başlattı.

1931’de Mevlana Şevket Ali’yle ittifak yaptı.

Mevlana Şevket Ali, Hindistan’ın özgürlük hareketinin yüzüydü ve Mahatma Gandi’ye yakın bir isimdi.

Abdülmecid, aynı yılın Aralık ayında Kudüs’te yapılması planlanan İslam Kongresi’ne odaklanmıştı.

Kongreye katılıp, halifelik için destek toplamayı düşünüyordu.

Ancak planları, o dönem Filistin topraklarını yöneten İngiliz hükümeti tarafından bozuldu ve Abdülmecid’in Filistin’e girişi yasaklandı.

Umutsuzluğa kapıldığı bir sırada ‘Halifelik’ ünvanını satmak istedi. Dönemin bir istihbarat raporuna göre 200 bin İngiliz lirası karşılığında Halifelik ünvanını dönemin Mısır Kralı Faruk’a satmayı planlıyordu (ki Kral Faruk 40 bin İngiliz lirası önermiş).

Beklentileri tam olarak karşılanmayınca Abdülmecid bir başka planı daha devreye soktu.

Abdülmecid’in kızı Dürrüşehvar Sultan ve Nizam’ın en büyük oğlu Prens Azim Şah’ın evlenmesi ayarlandı.

Times dergisi “Bu çift evlenir ve bir erkek çocukları olursa, gerçek halife ilan edilebilir” diye yazdı.

Abdülmecid de “Bu evlilik başarısızlığa uğramayacak ve tüm Müslüman dünyasına olumlu bir etkisi olacak” demişti.

Düğün Kasım 1931’de yapıldı.

Abdülmecid, kızı Dürrüşehvar ve Haydarabad Nizamı’nın oğlu Azim Şah

Birkaç gün sonra Bombay’daki Urduca yayın yapan gazeteler manşetlerinden halifeliğin yeniden kurulduğunu duyurdu.

Bu durum İngiliz makamlarını tedirgin etti ve Haydarabad Nizamı Mir Osman Ali Han’ı, Abdülmecid’in Hindistan’a ziyaretini iptal etmeye zorladılar.

Halifelik devri

Bazı insanlar, evlilikten birkaç gün sonra Abdülmecid’in dünya tarihini değiştirebilecek bir belgeye imza attığını söylüyor.

Belge, 2021’de Seyid Ahmed Han tarafından Haydarabad’daki evinde bulundu.

Seyid Ahmed Han’ın dedesi Seyid Muhammed Emruddin Han, yedinci Nizam’ın askeri yetkililerindendi ve 2012’de 99 yaşındayken öldü.

Seyid Ahmed Han belgeyi dedesinin evrakı arasında bulduğunu söylüyor.

Nizam’a hitaben kaleme alınan belge, kalın bir kağıda Arap alfabesiyle yazılmış ve Abdülmecid tarafından imzalanmış.

Nice’teki düğünden bir hafta sonra yazıldığı anlaşılıyor.

Bu belgeyle Abdülmecid halifeliği Haydarab Nizamı’na devrediyordu.

Ancak bu gelişmenin, Prens Azam ve Dürrüşehvar’ın oğulları doğana dek gizli tutulması planlanıyordu.

Prens Azam ve Dürrüşehvar’ın oğulları Mükerrem Jah 6 Ekim 1933’te Nice’te dünyaya geldi.

Bu bebek Abdülmecid ve Nizam’ın torunuydu.

İddiaya göre Nizam yakınlarına, oğlu Azam yerine torunu Mükerrem’in tahta geçeceğini söylüyordu.

Abdülmecid Efendi, 1944 yılında vefat etti.

Kasım 1944’te Hindistan’daki üst düzey İngiliz yöneticilerden Sir Arthur Lothian Haydarabad’daki temsilcisine gizli bir mektup yazdı.

Mektupta Abdülmecid’in “torununun bir sonraki halife olacağı Hindistan’a defnedilmek istediğini” söylüyordu.

Nizam, aynı yıl şu an Maharaştra eyaletinin bir parçası olan Khulhabad’daki türbenin inşa edilmesini emretti.

Türbenin inşası Eylül 1948’de, İngilizlerin Hindistan’ı terk etmesinden sonra tamamlandı.

Abdülmecid buraya gömülecekti.

Hindistan Ordusu aynı ay harekete geçip Nizam’ı devirdi.

Çatışmalarda 40 bin dolayında kişi ölürken, Abdülmecid’in Hindistan’a defnedilmesi planı suya düştü.

Abdülmecid, ölümünden 10 yıl sonra, 1954’te Suudi Arabistan’ın Medine kentine gömüldü.

Halife Mükerrem Jah

Mükerrem Jah, 1967’de dedesinin ölümünden sonra Nizam oldu ama herhangi bir gücü yoktu. Halife makamını üstlenecek bir konumda da değildi.

Hindistan hükümeti 1971’de vergi ve toprak yasalarıyla hanedanın mülklerine el koydu.

Mükerrem Jah farklı bir çözüm seçip,1973’te Avustralya’nın batısına taşındı. Burada 200 bin dönümlük bir koyun çiftliği satın aldı.

Mükerrem Jah, Halife miydi?

Daha sonra Türkiye’ye taşındı ve 14 Ocak 2023’te öldü.

Büyük oğlu, unvandan başka bir şey ifade etmeyen dokuzuncu Nizam oldu.

Şu anda Britanyalı bir film yapımcısı ve Haydarabad’da çeşitli mülkleri var.

Yorumlayın

Your email address will not be published.